BİR İDEAL GERÇEK OLUYOR, HÜRRİYET DOĞUYOR
1947'yi 1948'e bağlayan haftalarda Cağaloğlu'nun Cemal Nadir Sokağı'ndaki binada yeni bir günlük gazetenin hazırlıkları iyiden iyiye ilerlemişti. Doğum sancıları artık hissedilir hale gelmişti. Gazetecilik yaşamı boyunca 58 yayın girişimi olan Sedat Simavi, o günlerde dostlarına gazetenin adını açıklamıştı: "Hürriyet" Ve de eklemiş "Hürriyet, benim 59'uncu ve son imtiyazım olacaktır" demişti. Sedat Simavi için Hürriyet, çocukluk yıllarında filizlenen ve özellikle 1. Dünya Savaşı'nın sonundaki zorlu günlerde köklenen bir tutkuydu. Bu nedenle Hürriyet, bir gazete çıkarmanın hevesiyle değil, bir idealin gerçekleşmesi ile doğmuştu.
Hürriyet 1 Mayıs 1948 Cumartesi günü yayın hayatına başlarken Türk basınında yepyeni bir çığır açılıyordu. Alışılmadık bir gazeteydi bu. Haberleri bol fotoğraflarla veriyor, hatta resimli roman bile yayımlayan ilk günlük gazete oluyordu. Türk okuru, her şeyiyle kendi hayatını yansıtan, kendi içinden kopup gelen bir gazeteyle tanışmıştı.
Sedat Simavi o günkü başyazısında, "Memleketimizde gelişmeye başlayan demokrasi zihniyetini kökleştirmek ve müdafaa etmek için ortaya atılıyoruz... Doğru havadis veren, hakkı gözeten dürüst bir gazete çıkarabilmek için geldik. Bu gayeye varabilmek için doğruyu seven, riya, iftira ve haksızlıktan nefret eden okuyucularımızla el ele yürümek istiyoruz " diyerek gazetenin çizgisini okurlarına açıklıyordu.
O günden bu yana neredeyse yarım asır geçti... 10 yayın yönetmeni, 7 siyah başlık, 3 logo değişikliği sığdı bu süreye. Hürriyet, bugün de sürdürdüğü kaliteli gazetecilik çizgisiyle; ülkenin zor zamanlarında "halk için halkla beraber" başlattığı kampanyalarla; eğitimden sağlığa, müzikten spora her alanda önayak olduğu sosyal sorumluluk projeleriyle ve yayıncılık teknolojisinde sunduğu ilklerle Türk basınındaki liderliğini sürdürüyor.
|